
herşey bir evde toplu kahvaltıyla başlar.sofra mükellef bir şekilde hazırlanır.ortaya ortak yenmek üzere kamuya açık tavada yumurta,tabakta peynirler,zeytinler konulur.herkes sofraya saldırır.hayvancasına çatlayınca kadar yenmeye başlanır.bazıları görevi başarısızlıkla tamamlayarak kahvaltının sonunu getiremeden sofradan istifa eder.diğer yarışmacılar dibine görmeyen ne olsun edasıyla mücadeleye devam eder.Ta ki ortak yemek araç gereçlerinde kalan son lokmaya kadar.O lokma hep öksüz kalır.Herkes birden insanlığa dönüş yaparak son lokmayı birbirine bırakır.Halbuki 5 dakika önceki görüntüde herkes son lokmaya kadar sömürmek için canla başla yemek yemektedir.Ne olmuştur ki,o orada herkes birden saygılı olduğunu hatırlar.Neysen osundur işte.o lokma senindir.ama birden hepimizin türk insanı olduğu gelir aklıma.deliler gibi mücade ederken işin sonunda hep bir bırakmışlığımız veya kaybedişliğimiz vardır.o yüzden derler ki meşhur tabirle Türk gibi başla Alman gibi bitir diye.Alman olsa mesela o sofrada o son lokma hep ona kalıcaktır.son lokmanın bi günahı yoktur aslında.Sorun bizdedir.Mücadeleyi üslup tanımadan devam ettirirken birden işlediğimiz yanlış tavırlar,kararlar aklımıza hep sonda gelir.ölen adamı en sonunda hatırlar,hastalanan insandan hep o dipteyken özür dileriz.o son lokma o yüzden hep tabakta kalır.Başladığımız hiçbişeyi hiç tam biteremeyiz.o işin son lokmasını kapan adamıda sevmeyiz manasızca.o yüzdendir o adama ithaf edilen'vur kafasına al,lokmasını' lafı.Sonuç olarak ne son lokmayı yiyen yediğini hazmeder,nede son lokmayı bırakan yemediği payıyla kalıp mutlu olur...



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder